• Merhaba, ben Çolpan Işın Taner 

    Bilgi paylaşıldıça değer kazanır diyorum. Bilgi birikimimden faydalanmanızı, okurken sıkılmamanızı ve geri bildirimlerinizle beni geliştirmenizi umut ediyorum. 

  • NEŞE ZİHİNDE ÜRETMENİN HAMMADDESİ

  • KİTABIM HAKKINDA YORUMLAR

  • KARMA VE ÇEKİM YASASI

  • KİTABIMI TANITIYORUM

  • KARMA VE AKAŞİK KAYITLAR

  • BİLİM VE KARMA

  • OLUMSUZ DÜŞÜNCELER VE KARMA OLUŞTURMA

  • BİLİNÇALTIMIZI YÖNETMEK VE OLUMLU DÜŞÜNCE

  • POZİTİF DÜŞÜNMENİN GÜCÜ

  • REENKARNASYON VE KANITLARI

  • EVREN BENİMLE KONUŞUYOR

  • KARMİK TEMİZLİK

  • KİMLER “KARMA BİREYSEL YAŞAM KOÇLUĞU” ALMALI?

  • KARMA’NIN YAŞAM KALİTENİZE KATKISI

  • ÇOLPAN.. Çoban Yıldızı..İçinin derinlerinde bir ışık parlıyor, sen bu yaşama girdiğinde seninle doğan bir ışık.

    Bu ışık karanlıktaki deniz feneridir, soğuktaki sıcaklıktır, barınak ve sığınaktır. Ve bu ışık senindir, her zaman oradadır, duyguların altında, korkunun ve şüphenin altında, her zaman orda parlamakta.

  • İŞTE…. BANA VERİLEN İŞARETLERİN İZİNİ SÜREREK GELDİĞİM BU YER

  • H İ K A Y E M

  • NASIL BAKARSANIZ ÖYLE GÖRÜRSÜNÜZ

  • KARMA, TANRI ve REENKARNASYON ilişkisi

  • Hayallerinizden yola çıkarak, birlikte hedeflerinizi belirleriz.

  • Olumlamalar 21 gün sonra tamamen bilinç alına yerleşip gerçekleşmeye başlar...

  • İNSAN ! İçinden Yenilenmeyince Dışından Eskir…

  • HER ŞEY NİYETLE BAŞLAR. YENİ BİR YAŞAMA NİYET ETTİĞİNİZDE, HAZIR OLDUĞUNUZDA,  BİRLİKTE ÇALIŞMAK İSTERSENİZ BENİ İLETİŞİM BÖLÜMÜNDEKİ TELEFON NUMARAMDAN HEMEN ARAYIN. YENİ YAŞAMINIZIN KAPILARINI BİRLİKTE AÇALIM.

  • İNSAN
    DOĞRU EYLEMLERLE
    KADERİNİN EFENDİSİ OLUR.
    DOLU VE MUTLU BİR HAYAT,
    SADECE SEVGİ İLE MÜMKÜNDÜR.
    HER BİREYİN HEDEFİ;
    KENDİSİNİ, ÇEVRESİNDEKİ İNSANLARLA
    İYİ VE SEVGİ DOLU İLİŞKİLERDE İFADE EDEN
    BİR BİLİNÇ SEVİYESİNE ULAŞMAKTIR
    .

  • Ben   ÇOLPAN IŞIN TANER

    KARMA  YAŞAM KOÇUYUM.

  • KARMA bilinci ve deneyimlerim beni özgürleştirdi. Artık geleceğe güvenle bakabiliyorum, KARMA YASASINI YAŞANTINIZDA KULLANMAK SİZİ DE ÖZGÜRLEŞTİRECEK.

  • Ancak, dengeli, huzurlu, sağlıklı, sevgi dolu bir beden formda kalıp, beni hayallerime taşıyor. Bugün ektiğim mutluluk tohumlarını yarın toplamak ve bunun keyfini sürmek ve başkaları ile de paylaşmak için kendime iyi bakıyorum.

  • Tüm Seanslar ve hizmetler ile ilgili bilgi almak için;  info@karmayasam.com colpanisintaner@gmail.com  adresinden mail ile; veya

    iletisim bölümünde belirtilmiş   telefonla irtibat kurabilirsiniz. Randevu için  24 saat içinde size geri dönülecektir.

  • BU AY, BU YIL VEYA BU YAŞAM SÜRECİNDE GERÇEKTEN BAŞARMAYI İSTEDİĞİNİZ BİR ŞEY VARSA...

  •  

     BİR ÜST SEVİYEYE ÇIKMAK İÇİN İSTEKLİ VE KARARLIYSANIZ....

     

  •  

    ŞU ANDA SİZİ BLOKE EDEN, ENERJİNİZİ ÇALAN VE YAŞAMINIZDAN ALDIĞINIZ KEYFİ SINIRLAYAN ŞEYLERDEN KURTULMAK İSTİYORSANIZ...

  • MÜKEMMEL BİR YAŞAMA SAHİP OLMA ŞANSINIZIN OLDUĞUNA  BİRAZCIK BİLE İNANIYORSANIZ...

  • KARMA'DAN KENDİMİZİ NASIL DÜZELTECEĞİMİZİ VE TÜM İNSANLIĞIN EN YÜKSEK HAYRINA NASIL DAVRANACAĞIMIZI ÖĞRENİRİZ.

  • DÜŞÜNMEYİ, HİSSETMEYİ, SÖYLEMEYİ VE YAPMAYI SEÇTİĞİMİZ ŞEYLER  İLE KADERİMİZİ BELİRLEMEKTEN SORUMLUYUZ.

  • AMACIM.

    Evrensel yol gösterici yasalarla; İnsanlara ihtiyaçları doğrultusunda  özgün, etkili ve çağdaş çözümler bulması için, PROFESYONEL YOL ARKADAŞLIĞI  etmektir.



  • Paylaş




     
     
     
     
     
          
     
    BİLİM VE KARMA

    KARMA NEDİR?

    Karma yasası , kısaca her yaşamın önceki yaşamlarda yapılan hareketlerin sonucu olarak belirmesi esasına dayanır. Yani kişinin yaptığı hiçbir hareket sonuçsuz kalmayacak ve onun kaderinin belirmesinde bir neden oluşturacaktır. Dolayısıyla her yaşam ve onun koşulları önceki yaşamlardaki hareketlerin bir bileşkesi olarak meydana gelmekte olup, o yaşamda yapılacak hareketler de bir sonraki yaşamı ve koşullarını belirleyici bir etkendir. Yani her insan, tüm fiziksel ve ruhsal faaliyetleri ile kişisel yaşam defterlerine yazdıkları sebep ve sonuçları, evrensel yasalar dahilinde gene kendi yaşam yollarında bulmaktadır.  Hiç kimse yaptıklarının sonuçlarını yaşamaktan kaçamaz.  İyi ya da kötü bir eylemin neticesi, nerede olursa olsun, kişiyi muhakkak bulur.

    Sebep-Sonuç Yasası diye bilinen Karma Yasası tüm yönleri ile anlaşıldığında, toplumlar  tarafından varlıklarının tamamlayıcı bir parçası olarak kabul görecek ve  İnsanlık, düşüncelerinin dahi bu Sebep-Sonuç Yasası'na tabi olduğunu  zamanla idrak edecektir. İşte o zaman, bu Yasa'nın geçmiş, şimdi ve gelecek ile bağıntılı olarak işleyişi, kabul görmüş bir prensip haline gelerek, sosyal yaşamda haketmiş olduğu ilgi ve alakayı görecektir.

    KARMA NASIL İŞLER ?                         

    İnsanoğlu, sadece kendi düşünce-biçimlerini üretip büyütmek için değil, aynı zamanda etrafındaki astral düzey sınıflarının  canlandırılmış düşünce-biçimlerini de kendine doğru çeken bir mıknatıs işlevi görür. O nedenle kendi içindeki güce dışarıdan takviye olsun diye, dış dünyanın da iyi ya da kötü enerjisini  ekler.  Eğer bir insanın düşünceleri saf ve soylu ise,  o adam etrafına hayırlı varlıkları çekecektir. 

    Bazen nereden geldiği belli olmayan, kendisinin çok ötesinde bir güç, ona başarı olarak görünebilir.  Aynı şekilde temel düşünceleri kötü olan bir adam da, bu şeytani enerjiyle zararlı varlıkları kendine çekerek, geçmişine bakıldığında hayrete düşüren suçlar işler. O “bunu bana yaptıran şeytan olmalı” diye sızlanırken,  farkında olmadan o deli kuvvetleri bir kez daha çağırarak, onları kendi “şer gücüne” ekler.  İyi ya da kötü düşünce biçimi canlandıran elementaller, kendi içlerinde düşünce biçimi üzerinde çalışmasalar bile,  insanın arzu bedenindeki elementallerle bağlantıda olurlar. Bu nedenle onlar, kendilerini bağlantıda tutmak için  başka hiçbir gücün yapamayacağı biçimde kendi türünde varlıkları bulmak zorundadırlar.

    Böylece iyi bir insanın kendi aurasının atmosferinde, tersi düşünce biçimleri, onları geri çevirerek püskürteceğinden, tüm bu kötü ve zalim düşünce biçimlerini de geri püskürtücü olacaktır.  Aurası, koruyucu bir duvar gibi onu çevreleyerek kötülükleri ondan uzak tutacaktır.

    Gözardı edilmemesi gereken bu sonuçlarla, güçlere başka biçim bir elemental hareket yani, tersi düşünce biçimleri getirilerek, böylece KARMİK DÜZENLEMELER yapılabileceği anlaşılmaktadır.                                                            

    Düşünce-formunun üretilmesindeki ses tonu, ilham aldığı güdünün doğasına bağlıdır. Eğer güdü sevgi dolu, saf, hayırlı bir karaktere sahipse, üretilen düşünce formu etkilendiği güdünün baskın olduğu renkteki elementalleri çağırarak bu elemental, ona ruh rolü oynayan, düşünce-formu içine girecek ve astral dünyada bu olumlu varlık karakterinden bağımsız bir varlık,  oluşarak bu çizgide devam edecektir. Diğer taraftan, eğer güdü, zararlı, kirli, intikamcı, bir karaktere sahipse elemental,  etkilendiği o düşünce formunun renk karakteristiğini alacağından, bu durumda da elemental ona ruh rolü oynayan, düşünce-formu içine girerek, böylece o varlık karakterinden bağımsız,  zararlı bir varlık astral dünyada oluşarak, bu çizgide devam edecektir.  Örneğin, öfkeli bir düşünce, kırmızı bir parlamaya neden olur ve bu öfkeli düşünce formu, kırmızı parlama üretecek şekilde titreşir. Bu kırmızı parlama o yönde titreşimli elementalleri tarayarak davet eder ve onlardan biri, çağrı yönündeki o düşünce formunda faaliyet gösteren düşünce formundan içeri girer ve onu parçalayıp tahrip edici bir karakter kazandırır.

    İnsanlar birçok düşünce biçimleri içinde daha çok benimsediklerinden, bilinçsizce bu renk dilinde konuşur ve mütemadiyen bu elemental sürülerini çağırırlar; böylece o insanlar, uzayda fantezileri, arzuları, dürtüleri ve tutkularından oluşturdukları bu döller ile “izdiham oluşturan bir dünya”  yaratırlar.  Yani bizlere refah ve keder veren, her taraftan etrafımızı sarmış olan karmik ev sahiplerimiz, hiç şüphesiz kendi yarattığımız  bu melekler ve şeytanlar olmaktadır.

    Her insanı çevreleyen kendi aurasındaki değişen renk parlamalarını Kahinler görebilirler. Böylece her düşünce ve duygu,   astral dünyada kendini renk olarak ifade ederek, görünür kılmaktadır. Biraz daha gelişmiş, ama kahinlere göre daha sıradan insanlar da; elemental sürüleri arasındaki düşünce formlarını ve ürettiği renk parlamalarının etkilerini görebilirler.

    Elementallerin, benzer türlerinin biraraya gelip, birbirlerini çekerek, bir anlamda kendi hesabına sokulgan sınıflar oluşturma eğilimi vardır.

    Canlandırılmış bu düşünce formlarının yaşam süreci;  ilk olarak, onların atalarından miras kalan genlerin enerji yoğunluğuna, ikinci olarak da, onlara kendi nesillerinden sonra, ya kendisi ya da başkaları tarafından beslenen düşünce tekrarlarına bağlıdır. Onların hayatı, psişik alem üzerinde istikrarlı olarak sürekli tekrarlarla sağlamlaştırılan bu maya düşünce üzerinde şekil almaktadır.

    Düşünce-kelime, simge görevi görmesi için açıkça söylenen-kelime haline gelir;  ruh düşünceyle nefes alır ve ses astral maddi formu yapar. Evrensel Akılda tutulan fikirler nefes verildiğinde evrende tezahür etmiş olur. Böylece, bu insan zihnindeki mental imajlar da nefes verildiği zaman yaratıcısının evreninde tezahür etmiş olur.

    Böylelikle astral dünyada, benzer karakterli düşünce formları,   büyük bir enerji yoğunluğuyla birbirini çeker, karşılıklı olarak güçlendirilerek şeklini aktive ederler. Doğanın varolan elementallerine göre, yardım edilen ya da incitilen kişilerin atalarına yönelik, iyi dilek, dua ve sevgi dolu düşünceleri, değerine göre o kişiyi çerçeveleyip koruyan ve birçok kötülük ve tehlikeyi savuşturan  bir özelliğe sahiptir.  Biraraya gelmiş bu elementallerin insan üzerinde etkisi, arzu bedeni kanalıyla sınırlı değildir. Elementaller, genellikle yıkıcı tipte düşünce-formları oluşturduğu zaman, karışıklığa yol açan bu enerjilerle kollektif  bir varlık canlanarak, fiziksel düzlemde tahribatlar yaparlar.YIKIMLAR"a sebebiyet veren siklonlar, kasırgalar, depremler ve seller   bu doğal konvülsiyonların dağılmakta olan enerjilerinden oluşmuş bir girdaptır.  Bu karmik sonuçların  dikkatle gözönünde bulundurulması gerekir. 

    AFFETME İLE ÖZGÜRLÜK VE AYDINLANMA ARASINDAKİ İLİŞKİ ?

    Sağlık ve rahatlık doğal varoluş halimizdir. Rahatsızlık ve hastalık kitlesel ya da bireysel inançların be bunlardan kaynaklanıp, duygusal akışı kesen korkuların sonucudur. İnsanların içlerinde  derinlerde taşıdıkları asıl korku Kaynak’larından ayrı ve yalnız olma korkusudur. Korkuların gerçek değil yalnızca korku olduğunu anlayarak, kendimizi hastalığın ve rahatsızlığın asıl nedenlerinden kurtarabiliriz.

    İnsan ilişkilerinde işe önce kendimizden başlamalıyız Kendimiz de dahil olmak üzere hiçbir olayı ya da hiçbir kimseyi acımasızca yargılamamalıyız. Hepimizin hatalarının veya eksikliklerinin bir yaşam biçiminden, alışkanlıklarından veya geçmişinden kaynaklandığını kabul etmek gerekir. Hatalarımızı telafi etmek kendimiz için bize düşecektir ancak, dışımızdaki insanların şartları çok değişkendir. Bu noktada aldıkları eğitim, kültür, aile yapısı çok farklıdır. Herkesin önemli ve değerli olduğunu düşünüp, bunu gerçekten hakketmeyenlerede kendi içinde yaşadığı problemlerini çözebilmesi için süresiz zaman tanımalıyız. Bunu yapmak o insanlarla iletişimimizi kolaylaştırır. Her insan, gülümseyerek, sevgiyle, anlayışla ve önyargısızca verilen bir mesajı algılayacaktır. Denize atılan asla boşa gitmez, bir gün mutlaka bize mutluluk olarak döner Bu bir iyilik, bir şiir, küçük bir not, bir bakış olabilir, yani Sevgiyi karşılık beklemeden vermek gerekir.

    Amerikanın saygın haber dergilerinden Newsweek’in haberine göre uzun  ve sağlıklı yaşamın ilk ve en önemli anahtarı affedici olmak. İnsanın ruh haliyle  sağlığı arasında bir bağ olduğunu belirten uzmanlar, birinin affedememenin vücuda verdiği zararları şöyle sıralaıyor. Kortizol hormonu seviyesini artırarak, kalp hastalıkları, nörolojik bozukluk ve hafıza kaybı riski büyür. Harvard Üniversitesi uzmanları birini affetmenin vücudu birçok hastalıktan koruduğunu belirttiler.  Bu konuda yapılan 1200 klinik araştırma, negatif duyguların insanın hem psikolojik ve hem de fiziksel sağlığına  zarar verdiğini gösteriyor. İnsanın bir olayı ya da bir kişiyi affedememesi, kişinin üzerinde psikolojik bir baskı oluşturuyor. Bu baskı zamanla kalp basıncının artmasına ve kalp hastalıklarına sebep olan  hormonal değişikliklere, nörolojik bozukluklara ve hafıza kayıplarına neden oluyor. Negatif duygular besleyen kişilerin kortizol hormonu seviyesinin artması ve dolayısıyla başta bağışıklık sistemi bozuklukları olmak üzere, şeker hastalığı,  ve yüksek tansiyon gibi hastalıklara sebep oluyor.

    Affetmenin ise kızgınlık, acı, depresyon ve stresi azaltarak; umut, sabır ve kendine güven gibi olumlu ruh hallerinin yaşanmasını ve her türlü rahatsızlıktan özgür bıraktığı kanıtlanmıştır.

    Uzmanlara göre uzun süreli veya devam eden öfkenin zararı,  vücut içindeki termostatı sıfırlamasıdır. Eğer düzenli olarak, düşük seviyede öfkeye kendinizi alıştırırsanız bu, insanların alışkanlığa çevirebileceği bir tür adrenalin hücumuna yol açarak, vücudu yakar ve sağlıklı düşünmeyi zorlaştırır. Öfke ve stres sırasında belirli enzimler salgılandığından, uzmanlar; kolestrol ve tansiyonun yükseldiğini ve bunlarında vücudun uzun süreli maruz bırakılmaması gereken bir durum olduğunu  belirtmektedir.

    Nefret , kin, önyargı hayatı çok zorlaştıran duygulardır. Bu duygular, insanı toplum dışına iten, izole yaşam içinde giderek, sevgiden, anlayıştan uzaklaştırarak, sonu psikolojik rahatsızlıklara varan bir kısır döngü içine sokar.  Kişilerin öfkeden dolayı yaşadıkları olumsuzlukları zaman içinde farkettikleri ve bozulan ilişkilerini düzeltmek, problemleri halletmek için affetmeye seçtikleri belirtilmektedir.

    Din, insanlara diğer kişileri affetmeyi öğütler. Bu yüzden dini inancı olanlar sorunlarını içlerinde biriktirmez ve hayatla daha kolay başa çıkarlar. Bu da depresyon ve stres gibi rahatsızlıklarla daha az karşılaşmalarını sağlar. Kuran’da tavsiye edilen  üstün ahlak özelliği “Affedici Olmak”tır.

    “Kötülüğün karşılığı, onun benzeri olan kötülüktür. Ama kim affeder ve islah ederse artık onun ecri Allah’a aittir” der ŞURA Suresi.  40. “Yine de affeder, hoşgörür ve bağışlarsanız artık elbette Allah bağışlayandır, esirgeyendir.TEĞABÜN Suresi 14.

    Dolayısıyla müminler affedici, merhametli, hoşgörülü davranır ve Kuran’da bildirildiği gibi onlar, öfkelerini yenenler ve insanlardaki haklarından bağışlama ile vazgeçenlerdir . AL-İ İMRAN  suresi 134.    (Bknz. KARMİK DÜZENLEMELER)

    Bazı kişiler karşılarındaki kişiyi bağışladıklarını söyleseler de, bu kişilerin kalplerindeki kin ve kızgınlıktan kurtulmaları uzun sürer.Tavırları ise bu kızgınlığı yansıtacak niteliktedir. Müminlerin affediciliği ise samimidir. Müminler insanın dünyada imtihan olan, hata yaparak öğrenen bir varlık olduğunu bildikleri için hoşgörülü ve şefkatlidirler Affetme konusunda hataları büyük ya da küçük diye ayırmazlar. Hatayla  bir kimse büyük bir kayba sebep olabilir. Ancak meydana gelen her olayın Allah’ın kontrolünde ve bir kader dahilinde geliştiğini bilen insan, bu tür bir olay karşısında kızgınlık içine girmez. 

    Unutulmaması gereken, bilinmeyeni ve gizemleri araştıranlar; esas olarak akıl ve bilimi önder alır; sezgilerine de mutlaka önem verirler.  İnsanoğlu, her daim bilinmeyeni araştırıp, ilerleyecektir. Akıl, bilim ve kontrollü sezgi ile hangi konuyu araştırıyorsak, pergelin bir ayağını bilinene koyarak, diğer ayağı ile bilinmeyeni araştırmalıyız. Aksi bir sistemle kaybolmak muhtemeldir. Bir bilinmeyenden diğerine sadece hislere dayalı yönlenme sonucu araştıran kişi giderek uçlara kayacak; orta yolun dinamik dengeli kadim sisteminden koparak; kendini kaybedecektir.

    Karma’nın temelini anladığınızda her davranışın size geri döneceğini bilirsiniz. Başkalarıyla ilişkilerinizde, diğerlerinin hayatında iyi veya kötüye doğru gidecek, aynı zamanda seçiminize göre;  ya size yardım edecek, ya da köstek olacak bir gücü harekete geçirdiğinizi bilirseniz, bundan sonra başkalarına karşı adil olup olmamak, size kalmıştır. Yasa, yalnızca başkalarına karşı yaptığınız haksızlıkları ve kaba davranışları yüzünüze fırlatmak anlamına gelmiyor, bunun yanında her düşüncenizi size geri döndürüyor.                

     
    Tüm hakları saklıdır. 2020 Copyright © Karma Yaşam - Çolpan Işın Taner